E R Z I N C A N
Yurdumuzun Doğu Anadolu Bölgesi´nde yer alan Erzincan´ ın doğusunda Erzurum, batısında Sivas, güneyinde Tunceli, güneydoğusunda Bingöl, güneybatısında Elazığ ve Malatya, kuzeyinde Gümüşhane ve Bayburt, kuzeybatısında Giresun illeri yer alır. Fırat Nehri kollarından Karasu´nun suladığı Erzincan, karasal iklim özelliklerini taşır. 11.903 km² toplam alana sahip olan Erzincan ilinin 9 ilçesi vardır. Tarihi ipek Yolu üzerinde yer alan Erzincan, yüzyıllar boyu canlı bir tarihi ve kültürel yaşam sürmüştür.
Tunç Çağı´ndan beri yerleşim olduğu tespit edilen Erzincan, Urartu, Med, Pers, Hellen, Roma ve Bizans egemenliğinde kalmıştır. 7. yüzyıl başında İslam orduları tarafından fethedilmiştir. 1071´den sonra Türklerin eline geçerek Mengücek, Selçuklu ve Eretna dönemlerini yaşadı. 1473 yılındaki Otlukbeli Savaşı ile Osmanlı hakimiyetine girdi. 1. Dünya Savaşı´nda işgale uğrayan Erzincan, 13 Şubat 1918´de Türk Ordusu tarafından kurtarıldı.

 

A L T I N T E P E

Erzincan merkez ilçeye 15 km. uzaklıkta ve Erzurum yolu üzerindedir. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu kentlerinden biridir. Altıntepe kalıntıları tapınak -saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç adet mezar ve depo binasından oluşmaktadır. Kazılarda MÖ 8. yüzyıla ait fildişi ve madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramik ve duvar resimleri ortaya çıkarılmıştır.

 

Ç A D I R C I    H A M A M I

Kitabesine göre, 1548´de Şeyh Ahmed bin Mahmud tarafından yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı hamamı tarzında, haç planlı dört eyvanlı, köşe hücreli yapılardandır. Soyunma, soğukluk, sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır. Soğukluk beşik tonoz, sıcaklık ve halvet hücreleri pandantifli kubbelerle örtülüdür.

Altintepe
 Altintepe

N A F I Z P A Ş A
H A M A M I

1870 yılında Nafız Paşa tarafından yaptırılan hamam, klasik Osmanlı hamamlarının planında yapılmıştır. Örtü unsurları tuğladır. Erkekler ve kadınlara ait olmak üzere iki bölümlü bir plana sahiptir.

T E R Z İ B A B A    T Ü R B E S İ

     Belediye tarafından geleneksel Osmanlı mimarisi ile kesme taştan inşa edilen giriş bölümü ve çevre düzenlemesi yapılan mezarlık, "Terzibaba" adıyla anılmaktadır. 1848 yılında vefat eden adı Muhammed Vehbi, mesleği terzilik olan Terzibaba´nın mezarı, kendi tekkesi olan şehir mezarlığının içindedir. Dört basamakla çıkılan yapının giriş bölümünde iki sütunlu ve üzeri kurşun kaplı kare biçimli mekan bulunmaktadır. Giriş bölümünün üzerinde ana çatıda olduğu gibi birer alem bulunmaktadır. Türbenin içi çok sade olup, tavan planına uygun olarak, 8 köşeli, düz bir örtüden ibarettir. Süsleme unsurları yoktur. Türbenin içerisinde, kıble doğrultusunda, iki sanduka bulunmaktadır. Sandukalardan büyük olanı Terzibaba´ya aittir. Diğerinin de Terzibaba´nın en yakın müridlerinden birine ait olduğu sanılmaktadır. Türbenin kapısı ve pencerelerinde çapraz demir kafesler vardır. Yapının dış tarafındaki süsleme elemanları pencere kenarlarında pervaz oluşturacak çıkıntı ile her kenara yakın ikişer sütunceden ibarettir.

 Terzibaba Türbesi
Terzibaba Türbesi

 

 <-- g e r i   i l e r i -->